Aristoteles: Milattan önce 384-322 yılları arasında yaşayan Aristoteles Selanik yakınlarında Yunan kolonisi Stageria’ da dünyaya gelmiştir. Aristoteles Makedon kralının hem hekimi hem de yakın dostu olan ayrıca dönemin en ünlü hekimler arasında yer alan Nikomachoc’ un oğludur. O yıllarda hekimlik mesleği babadan oğula geçen ve gizlilik esasına dayalı olarak yapılan bir meslektir. Aristoteles babasının yanında 16 yaşına kadar hekimlik eğitimi almıştır. Hekimlik eğitimi Aristoteles’ e ileriki hayatında gözlem yöntemine önem vermesini sağlayacaktı. Daha sonra Atina’ ya gelen Aristoteles Platon akademisine katılmıştır. Platon’ un kurmuş olduğu akademide yirmi yıl boyunca eğitim almıştır. Aristoteles’ in hocası Platon öldüğünden sonra Atina dışına çıkarak üç yıl boyunca Büyük İskender’ in eğitimini üstlenmiştir.

Aristoteles Politika

Aristoteles kitapları arasında “Politika” adlı kitabını yazdığı dönemde Polis düzeni oldukça kötü bir dönem yaşamaktaydı. Bu dönemde Makedonya Krallığının saldırıları karşısında Polis hem siyasi hem de askeri açıdan büyük bir güç kaybı yaşamış ve iç karışıklıklarına sahne olmuştur. Aristoteles Polis düzeninin çöküşünü önlemek için çaba göstermiştir. Makedonya Kralı İskender’ in Yunan Polislerini zaptetmeye başladığında, Büyük İskender’ in eğitimiyle üç yıl boyunca uğraşan ve yakınlığı ile bilinen Aristoteles, Atinayı’ yı terk etmek durumunda kalmıştır. Atina’ yı terk etmesiyle birlikte bir yıl sonra hayata gözlerini yummuştur.

Aristoteles’ in siyaset ile ilgili olarak iki büyük eseri vardır. Bu eserler “Atinalıların Devleti” ve “Politika”dır. Atinalıların Devleti adlı eserinden günümüze sadece bir bölüm kalmıştır. Aristoteles’ in Politika adlı eseri ise, devleti incelemektedir.

            A.Aristoteles’e Göre: İdeal Toplum Düzeni: Polis-Organik Teori

Aristoteles, insanı sosyal bir varlık olarak ele almaktadır. Daha net bir ifadeyle “sosyal bir hayvan-sosyal bir yaratık” olarak ele almıştır. Burada Aristoteles’ in anlatmak istediği insanları diğer yaratıklardan ayırmaktır. İnsan diğer yaratıklar arasında en erdeme sahip yaratık olarak ele alır. Yani insan düşünce yeteneğine sahiptir, insan şerefli bir yaratıktır. Ancak daha çok Poliste toplu yaşayan insanlara atfen bunu anlatmıştır.  Polis, aile, kabile ve köy gibi merhalelerden geçerek insanlığın ulaşacağı son uygarlık basamağı olacağı ifade edilmektedir.

B.Aristoteles’e Göre: Eşitlik – Köleler Sorunu

Eşitlik ve kölelik ile ilgili Platon ile Aristoteles farklı düşüncelere sahiptirler. Platon köleliği doğal bir kurum olarak kabul etmiş ve bu sorunun tartışılmasına gerek duymamıştır. “Yalnız elleri ve ayakları ile çalışabilen işçileri neden hor görürüz diyen Platon, buna, şöyle bir açıklama getirir: “Bu işçilerde en iyi yan o kadar zayıftır ki, içindeki hayvanları dizginleyemez. Ayrıca Platon köleler için: Akılları ile hareket edemeyenler, akıllı olanlara tabi olacaklardır, bu da onların zararına değil yararına olacaktır, “yasaların yaptığı da zaten bu değil midir? şeklinde ifade etmiştir.

Ancak, Aristoteles, kölelik sorununun bu kadar basit bir şekilde ele almayacaktır. Köleliğin zorunlu ve gerekli olduğunu ispatlamak için, köleliği savunmak zorundadır. Aristoteles şöyle bir örnek vermiştir: “Eğer, mekik bir insan eline ihtiyaç olmadan kendi kendine dokuyabilseydi, efendinin köleye ihtiyacı olmazdı.” demiştir.

            C.Aristoteles’e Göre: Yönetimler

Aristoteles, hocası Platon’ un savunduğu her dönemde aynı yönetim biçimini benimsememiştir. Yönetimin her dönemde değişebileceğini belirtmiştir. Aristo, devleti bir kişinin, bir azınlığın yada çoğunluğun yönetebileceğini ifade etmiştir. Ancak yönetimin nitelik ve nicelik bakımdan iki farklı kriter belirlemiştir. Yönetim ya bir kişinin yada bir azınlık veya çoğunluğun elinde olduğunu ifade etmiş ancak bu yönetimlerin ortak amaca yönelik yönettiklerinde adil ve iyi yönetim sayılacaktır. Aristoteles yönetim biçimlerini iki farklı yönetim biçimiyle ele almıştır. Bu yönetim biçimleri, monarşi, aristokrasi, politeia, tiranlık, oligarşi ve demokrasidir. Ancak bu altı yönetim biçimini iyi yönetim ve kötü yönetim olarak ikiye ayırmıştır. İyi yönetimleri “ortak amacı sağlayan ve adil olan yönetimler” olarak tarif etmiştir. İyi yönetimler; Monarşi, Aristokrasi ve Politeia olarak belirtmiştir. Kötü yönetimleri ise; Tirani, Oligarşi ve Demokrasi olarak belirlemiştir.

Aristoteles’e Göre: YÖNETİM BİÇİMLERİ: İyi Yönetim-Kötü Yönetim

1-) İYİ YÖNETİMLER;

a) Monarşi nedir?:

Monarsi nedir?

Yönetimde “tek bir kişinin” olması ve ortak iyilik amacına göre yönetim. Monarşi sisteminde tek kişinin yasalara uyarak yönetmesidir. Mutlak monarşilerde bütün iktidar tek kişinin elinde toplanmaktadır. İktidarlar monarşi sisteminde irsi olup babadan oğula geçer. Monarklar ordunun başında bir başkomutandır, dini bir liderdir, iç ve dış siyasette tek söz sahibidirler. Tiranlıkta olduğu gibi Monarşide de tek bir kişinin yönetime söz hakkı olmasına karşı monarşiyi tiranlıktan ayıran fark Monarşinin halkın yararına göre hareket etmesi ve halkın tam destek vermesidir. Ancak Tiranlar kendi menfaatleri doğrultusunda hareket ederler.

 b) Aristokrasi nedir?:

Aristokrasi nedir?

Ahlak sahibi ve erdemli kişiler tarafından oluşturulan azınlık grubun yönetimidir.Aristokrasinin temel ilkesi erdemdir. Yönetime gelecek olan aristokratların mutlaka bilgin ve erdemli olması gerekir. Erdemli bir kişinin ise iyi bir insan ve iyi bir yurttaş olması gerekmektedir. Aristoteles’ e göre Aristokrasi, Oligarşiden de, Politeia’ dan da farklıdır, görevleri servete değil, erdeme göre seçildikleri bir anayapıyı, bir yönetimi anlatır.

 c) Politeia nedir?: Orta sınıf çoğunluğun iyi yönetimidir. Bu yönetim biçimi oligarşinin ve demokrasinin iyi yönlerini birleştiren “karma” bir sistemdir. Bu birleşik yönleri olan sistemleri ayırt etmek için, demokrasiye yakın olana polieia, Oligarşiye yaklaşanlara ise aristokrasi denmektedir.

 2-) KÖTÜ YÖNETİMLER;

a) Titani nedir?: Tek kişinin kendi çıkarları için yönetmesidir. Tirani Monarşi de olduğu gibi tek başına bir kişinin ülkeyi yönetmesidir. Ancak Tirani de yasalara uymayan, kendi çıkarlarına göre zorbalıkla yöneten bir kişi bulunur. Toplum değerleri tek bir kişi tarafından sömürülür. Zorba yönetim hiç kimseye hesap vermek zorunda olduğunu hissetmez. Monark şeref toplar, toplum tarafından hiç bir zorlama yapılmadan saygı duyulur. Ancak zorba yönetim şeref yerine para toplar, kendisine kendi istekleri doğrultusunda saygı gösterilmez. Zorba yönetim demokrasi ve oligarşinin kötü yanlarını almıştır. Bu yönetim biçimi oligarşiden iki şey almış bunlar; birincisi hedefin zengin olmak, ikincisinin ise halka güvenmemektir.

 b) Oligarşi nedir?: Varlıklı bir azınlığın kendi çıkarları için toplumu yönetmesidir. Oligarşiyi belirleyen şey servettir. Oligarşi düzende yönetimde söz hakkı sahibi yada yönetici olabilmek için varlıklı ve servet sahibi olmak gerekmektedir. Oligarşi birden fazla kişi ile yönetileceği gibi çok daha fazla yönetim kadrosuna sahip olunabilmektedir.

Aristoteles, değişik oligarşi türleri öngörmektedir. Aristoteles’ e göre oligarşi türlerinden ilki yönetici kadrosunda yer almak için mutlaka mülk sahibi olunmasını belirtir. İkincisi aranan zenginlik oranı yüksek tutulmuştur. Bu sisteme cooptation denilmektedir. Üçüncüsü oligarşide yöneticiler kendi yerlerine çocuklarını geçirirler. Bu yönetim sistemine “dynasteia” denilmektedir.

c) Demokrasi nedir?: Yoksulların çıkarları için yönetimdir. Burada yoksul çoğunluğun kötü yönetiminden bahsedilir. Köle ve varlıklı olmayan ancak özgür olan kimseler yönetimi ele alırlarsa bu demokrasi olur. Toplumda demos ve ileri gelenler vardır. Aristoteles’ e göre demokrasi ile oligarşi arasındaki farkı şu şekilde açıklar; halkın egemen olduğu yerde demokrasi, azınlığın egemen olduğu yerde ise oligarşi sistemi vardır.

Demokrasi eşitlik ilkesine dayanır. Kanun, zenginlerin fakirler üzerinde hakimiyeti olmaz. Toplum içerinde hayatını sürdüren zengin ve yoksullar eşit haklara sahip olurlar. Demokraside yönetime katılmak için oligarşide olduğu gibi mülk sahibi olunması gerekse de bu mülk sahibi olma koşulu düşük oranda tutulur. Demokraside seçmen olabilmek için mülk sahibi olmaya gerek yoktur. Ancak demokrasinin bir diğer türünde seçmek ve seçilmek için mülk sahibi olunması aranmamaktadır.

Yönetimlerin Değişme Nedenleri – Devrim Teorisi

            Aristoteles, yönetimlerin uzun süre ayakta kalamayacağını görmüş ve değişimlerinin sebeplerini bulmaya çalışmıştır. Bunun sebeplerini belirlemeye uğraşırken yönetimlerin nasıl uzun süre yaşayabileceklerini belirlemek istemiştir.

a) Devrimlerin Esas Temel Nedeni.

Yönetimlerin değişiminin ana nedeni, yönetimlerde söz sahibi olanların eşitsizlik veya eşitlik ilkesinde aşırıya kaçmalarıdır. Her yönetimde eşitsizlik veya eşitlik söz konusu olmaktadır.

Yönetim biçimine göre yapılan hatalar;

Demokraside yapılan hatalar: Demokrasilerde mutlak eşitlik ilkesi geçerlidir. Zengin ve yoksulların seçme ve seçilme ayrımı yapılmaz. Ancak demagogların  zenginlerin mallarını yağmalayıp dağıtması sonucu zenginlerin gururu incinir ve demokrasi sistemi çöker.

Oligarşide yapılan hatalar: Yönetime sahip olmak için mülk sahibi olmanın ön şartı olan oligarşi sisteminde oligarkların fakirler üzerinde baskı yapması ve bu baskıya karşılık verilmesi sonucu sistem çöker.

Devrimlerin Diğer Nedenleri.

            Toplumun bazı kesimlerinin diğer kesimlere göre orantısız büyümesi devrime neden olur. Bir toplum içerisinde bir grup fakir bir diğer grup zengin ve fakirlerin sürekli çoğaldığını düşündüğümüzde denge bozulur.

Mülkiyet ve Adalet Sorunları.

a) Mülkiyet Sorunu: Mülkiyet sorununda özel mülkiyet mi, yoksa ortak mülkiye mi sorusuna Aristoteles ortak mülkiyet kavramına karşı özel mülkiyet çok daha iyi olduğunu belirtir. Çünkü özel mülkiyetin olması durumunda toprak sahibinin mutlu olması ve üretimin artması sağlanır.

b) Adalet Sorunu: .Adalet kavramı yasalara uygun olandır. Sosyal hayatta adalet eşitlik sağlamalıdır. Eşitlik iki farklı alanda ortaya çıkar. Birincisi, zenginliklerin, şan ve şerefin diğer menfaatlerin dağıtılmasında söz edilen adalet eşitliktir. Diğeri ise, sözleşmelerde tarafların edimleri arasındaki adalettir.