Sosyolojik ve Biyolojik Açıklamaları aşağıda ayrı ayrı ele alacağız. Öncelikle biyolojik açıklamaları, sonra da sosyolojik açıklamalara yer vereceğiz.

Biyolojik Açıklamalar

Biyolojik açıklamalar, insan davranışlarının biyolojik özelliklere dayalı olduğunu, insan davranışlarının doğuştan gelen özelliklere dayalı olduğunu açıklayan yaklaşımlardır. Bu açıklama, tüm insanların her toplumda aynı davranışlarda bulunması gerektiği beklentisini ortaya koyabilir. Çünkü biyolojik yapı toplumdan topluma değişmez. Oysa sosyologlar farklı toplumların karşılaştırmasını yaparken farklı davranışların, değerlerin, geleneklerin bulunduğunu ortaya çıkarmışlardır. Örneğin farklı toplumlarda kadın ve erkek davranışları karşılaştırıldığında; hangi davranışların erkek, hangi davranışların kadın davranışları olduğu noktasında büyük farklılıkların olduğu görülmüştür.

Aynı deri rengine sahip farklı toplumlarda yaşayan insanların farklı davranışlarda bulundukları söylenebilir. Yani doğuştan gelen biyolojik özelliklerin aynı olması bu insanların aynı davranışları göstereceklerine kanıt değildir.

Sosyologlar fiziksel ve biyolojik özelliklerine göre insanlar arasında yapılan ırksal grup ayırımlarına önem atfetmezler. Örneğin beyaz Alman, İngiliz ya da beyaz Polonyalıların çokça farklı davranışlara, gelenek ve kültür özelliklerine sahip oldukları söylenebilir. Yine aynı ırktan oldukları halde Pakistanlı ve Hintli arasında kültür ve davranışlarında önemli farklılıklar gözlenir. Çünkü insan yaşadığı toplumun davranış biçimlerini, kültürünü öğrenir.

Sosyolojik Açıklamalar

Sosyolojik açıklamalar, pek çok insan davranışının doğuştan edinilen bir şey olmasından ziyade doğduktan sonra sosyalleşme ile öğrenildiğini kabul eder. Sosyalleşme bir süreçtir. Bireyler doğru davranış biçimlerini yaşamları boyunca çeşitli toplumsal kurumlardan (aile, eğitim gibi) öğrenirler. Eğitimden, sosyal hayattan mahrum bırakılan Sri lanka’lı maymun çocuk Tissa’nın gösterdiği maymun davranışları; insanın insanlaşması için toplumsal hayatın, sosyalleşmenin ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Sosyoloji ve Gazetecilik

Gazetecilik de sosyoloji de toplum hakkında bilgi arayışı içindedirler. Kasıtlı önyargılardan kaçınmaya çalışırlar. Bilgiyi dengeli ve adil bir şekilde sunarlar. Ulaştıkları sonuçları doğrulamak için topladıkları bulguları kullanırlar. Yani her ikisi de bilgilerine dayanak gösterirler. Ancak bazı gazetecilik şekillerinin iyi olduğu söylenemez. Bulguları rastgele kullandıkları için ulaştıkları sonuçlar gerçekle örtüşmeyebiliyor. Daha çok satmak için bazen sansasyonel biçimde haberler yayılabilmektedir. Bu durumda bilgiler hakikatini yitirmektedir. Buna karşılık sosyoloji olan durumu aynı şekilde, olduğu haliyle açıklamayı ilke edinmiştir.

Sosyoloji gazetecilikten şu bakımlardan ayrılır:

  1. Sosyoloji topladığı bilgileri objektif bir şekilde, sistematik bir yöntem ve teknikle toplayıp olduğu gibi sunarken; gazetecilik sistematik yöntemler kullanmayabilir. Dolayısıyla gazetecilikte haberlerin sunulması tek taraflı, sübjektif olabilir.
  2. Sosyologlar elde ettikleri bulguları her zaman diğer sosyologların eleştirisine açık tutarlar. Dolayısıyla sosyolojik açıklamalar, her zaman daha doğruya doğru evrilir.
  3. Sosyolojik araştırma, diğer sosyologları ve sosyal politika üreticileri hedef alırken, gazetecilik, büyük izleyici kitlelerini hedef alır.
  4. Sosyolojik bulgular geniş zaman süreci içerisinde belirli yöntem ve tekniklerle elde edilirken; gazetecilik belirli bir zaman baskısı altındadır. Sürekli anlık değişen haberleri güncelleyip geniş bir izleyici kesimine vermek zorundadır.

Sosyoloji ve Psikoloji

Her ikisinin de konusu insandır. Her ikisi de bilimsel yöntem ve teknikleri kullanırlar. Psikoloji bireyin özelliklerini; düşünme, algı, bellek, hatırlama, unutma gibi kişilik özelliklerini incelerken sosyoloji bireyden ziyade toplumsal yapıyı oluşturan aile, eğitim gibi kurumları inceler. Sosyoloji sosyal süreçleri sosyalleşmeyi, sosyalleşmenin birey üzerindeki etkilerini araştırır.

Sosyal yapı ile birey arasında karşılıklı etkileşme olduğundan sosyoloji ve psikoloji de birbirlerini beslerler.

Sosyoloji ve Bilim

Sosyoloji bir sosyal bilimdir. Sosyoloji sosyal bilimler grubu içerisinde yer alır. Psikoloji, ekonomi, siyaset bilimi, antropoloji de birer sosyal bilimdirler. Doğa bilimleri dediğimiz fizik, kimya biyoloji gibi bilimler doğayı, maddeyi, canlıyı anlamaya çalışırlarken sosyoloji de toplumsal olguları belirli bir yöntem ve teknikle araştırıp objektif olarak ortaya koyduğu için sosyoloji de bir bilimdir. Bilim kavramının genellikle doğa bilimleriyle birlikte anılması toplumsal gerçekliğin olmadığını göstermez.

Sosyoloji Bilimsel midir?

Doğa bilimleri ve sosyoloji arasında önemli farklılıklardan biri araştırmalarda aynı yöntemlerin kullanılamayacağıdır. Zira her iki alanın konu özellikleri bir birinden farklıdır. Sosyoloji toplumsal yapıyı incelerken toplumu laboratuvara sokması mümkün değildir. Toplumsal yapının doğaya göre çok hızlı değişmesinden dolayı sosyolojik bilgilerde doğa bilimlerinin bilgileri gibi bir kesinlik taşıyamamaktadırlar. Ancak sosyolojinin bilim olduğunun göstergeleri vardır. Sosyoloji aşağıdaki özelliklere sahip oldukça toplum çalışmalarında benimsenen bilimsel bir yaklaşım olarak kabul edilebilir.

  1. Değerlerden arınma: Sosyologlar araştırmalarına kendi değer yargılarını, tutumlarını karıştırmamalıdırlar.
  2. Nesnellik: Sosyologlar meseleleri nasıl iseler öylece açıklarlar. Tarafsızdırlar.
  3. Sistematik araştırma yöntemlerinin kullanılması: sosyolojik bulgular rastgele elde edilmez
  4. Bulgu kullanımı: toplumda sosyolojik tanımlamalar, sosyolojik bulgulara dayanır.
  5. Denetleme kapasitesi: sosyolojik bulgular her zaman başka sosyologların eleştirisine açıktır.
DOĞA BİLİMLERİ SOSYOLOJİ
Doğa bilimlerinde deney yapılır. Sosyoloji toplumu doğal halde incelemek ister. Araştırmalar yapılırken insan hakları dikkate alınır.
Doğa bilimlerinde eldeki kesin verilerden yararlanarak daha sağlam öngörülerde bulunulabilir. İnsan davranışı bir tür mutlaklıkla öngörülemez. İnsan davranışları karmaşıktır. Belirleyicileri oldukça fazladır.
Doğa bilimlerinde bilim insanının varlığı kimyasal maddelerin hareketini etkilemez. Üzerinde çalışılan bireyler, doğal davranışta bulunmayabilirler.