Bir 17. yüzyıl düşünürü olan “John Locke” Liberalizm akımının kurucusu sayılır. Aslında ekonomik bir modeldir ve “mülkiyet hakkını” temel alır. İnsanların doğuştan yaşama, özgürlük ve mülkiyet hakkına sahip olduğunu savunur. Fizyokratlar, liberal düşüncenin atası olarak kabul edilir ve liberalizmin daha primitif savunucuları olduğu söylenebilir. Merkantilist düşünceye tepki olarak ortaya çıkmışlardır.

Merkantilist düşünceden kısaca bahsedecek olursak, mevcut dünyadaki zenginlik miktarının sabit olduğunu ve bu sebeple ülkelerin bu zenginlikten en fazla payı almak için mücadele etmesi gerektiğini savunan, bunu sağlayabilmek için sömürgeciliğin yapılabileceği ve yüksek gümrük vergileri ile zenginliğin korunması gerektiğini savunur. Merkantilist düşünce, kapitalizmin özel çıkarlarını geliştirmek için ortaya çıkmıştır ve devletin gücünü de arttırmıştır. Aynı zamanda burjuvanın gücü de bu esnada artmıştır.

Fakat yeni ticarete girmek isteyenler için bu zordur çünkü piyasada büyük tekelleşme görülmektedir. Fizyokratlar bu zorlukların kaldırılmasını istemişlerdir ve bu sayede merkantilist düşünceden serbest piyasaya geçişin temelleri atılmıştır. Merkantilistler fiyatın aslında gerçek olmadığını düşünürler.

Ne kadar fazlaya satabilirlerse fiyatı odur. Fakat fizyokratlarla beraber başlayan bunun ederini ne belirler soruları ile başlayan piyasa ekonomisi ve liberal düşüncenin temeli atılmaya başlamıştır. Fizyokrasinin liberal düşünceden temel farkı, fizyokratların esas üretim metodunun tarım odaklı olduğunu düşünmeleridir. Liberaller, 20 yüzyıla kadar fizyokratlara tepki olarak serbest ticareti ve minimum vergilendirmeyi savunmuşlardır.

Adam Smith, bu görüşü “sistematik” hale getirerek “Ulusların Zenginliği (Ing: The Wealth of Nations & Fr: La Richesse des Nations)” kitabında ilk kez “liberal” kavramını kullanmıştır ve piyasayı bir görünmez elin (Ing: The Invisible Hand & Fr. La Main Invisible) yöneteceğini, devletin temel bazı işler haricinde müdahil olmaması gerektiğini savunmuşlardır.

Liberalizmin Detayları

Liberalizmin detayları devletin yapması gereken işler üç başlıkta özetlenebilir:

İlki olarak devlet dış tehditlere karşı toplumu korumalıdır. İkincisi toplumun her üyesini diğer üyelerinden korur ve bir adalet sistemi kurar hırsızlık ve baskıdan korumak için. Üçüncüsü ise kimsenin yapmak istemediği karı olmayan ama herkes için gerekli olan kamusal işleri yapmasıdır. Kamu kurumlarını işletmek (polis ve jandarma kuvvetleri), yol köprü yapmak gibi.

Liberalizmde ana fikri, eğer herkes iş birliği yaparsa pazar kendi dengesini kendiliğinden bulacaktır. Liberal sistemde tüm ülkelerin bir ortak çıkarı oluşturulabileceği düşünülür. Fakat 1929 büyük bunalımının ardından (kara perşembe olarak da bilinir, İngiltere’deki borsaların iflası ile başlamıştır.) liberal ekonomiye yönelik destek azalmış, önce daha korumacı politikalar izlenmiş, sonrasında ise neo liberal politikalar izlenmeye başlanmış ve devletin piyasadaki rolü arttırılarak piyasanın regülatörü halini almaya başlamıştır. Doğu toplumundan Harezmi liberal düşünce açısından önem taşır. Kant, liberalizmin önemli isimlerindendir. Liberalizm için adalet, ahlak, etik gibi değerler vazgeçilmezdir ve liberalizm en iyi demokratik toplumlarda çalışabilir.

Demokrasi Nedir?

Yeni yazılarımız için bizi twitter’da takip edebilirsiniz